Sitemizden Daha İyi Yararlanmak İçin

Üye Olun


Kapat
BATMANLIYIZ
    Batman ili Tarihi
    Batman Haritası
    Beşiri ilçe Tarihi
    Sason ilçe Tarihi
    Kozluk ilçe Tarihi
    Hasankeyf Tarihi
    Gercuş ilçe Tarihi
    Foto Resim Galeri
    Online Müzik Dinle
    HTML Renk Kodları
    FORUM
    Toplist Siteni Ekle
    Ziyaretçi Defteri
    250 Tane Oyun
    Yemek Tarifleri
    Animasyon'lar
    Özel Video'lar
    Sohbet Kanalı
    Site Yönetimi
    Bağlanti Ekle
    Hava Durumu
    İtiraf Köşemiz
    Güncel Yazilar
    E-Kart Yollayın
    Bedeva İlan Ekle
DOSTLARIMIZ
    Yararlı Linklerimiz
McAfee Secure Web Güvenliği Test Edildi
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ Referandum Oylamasında Oyunuzun Rengi ne olacak?

Boykot (52 %)
Evet (28 %)
Hayir (19 %)
21 - Katılım
( Sonuçlar )

Radyoyu Dinlemek İçin
" Resime" Tıklayınız!
Ana Menü Anket'e Katılın
Dêngê Azadiyê Ziyaretçi defteri
Yazan: kadir
yenibatman@gmail.com
15.07.2010 13:33:26
Mesajı: Batmanda yapılan belediye valilik köy hizmetleri gibi kurumların hizmetlerini yazarsanız sevinirim dicem ama yani bi sayfa acarsanız o sayfa ertemiz kalır cunku batmanda hiç bir kurum işini düzgün yapmamakta sanki kendi şehri değil gibi oysa bilselerki batmana yapacakları hizmetlerin karsılıgında en önemlisi olan ALLAH rızasını kazanacaklar ve bunun yanındada ınsanların dualarını alacaklar.Baska sehırlere bakıyorumda herkes sehrı ıcın proje uretıyor daha gecen gun kayserı il genel meclisi canlı yayında yapılması gerekn projelerı sunuyorlardı ama bızım ıl genel meclısınde yemın edebılırımkı 3-5 okuma yazma bıle bılmeyen ınsan var okuma yazma bılmesede ıs yapar dıyenler olurmu acaba buna gulunur zaten o kadar dusmedık umarım ....Ayrıca proje uretmek ıcın beledıye sıtesınde bır yer ayırmamıs ben her zaman ıletısıme veya butun yazılacak yerlere  yazıyorum ama nafile kımse takmıyor beledıye hep sıyaset yapıyor beledıyemız sıyaset yapsa partimiz siyaset yapsa daha iyi değilmi ya neyse Allah yolumuzu acık eylesın hakkım yiyiliyorsa sımdıden haram olsun

Yazan: Ferdi
umut_725@hotmail.com
14.06.2010 10:06:34
Mesajı: Bu siteyi bize sunan Muaz Çile'ye son teşşekürler. istediğimiz herşeyi bu sitede bulabiliyorum. çok teşşekürler

Yazan: KoyCobani
KoyCobani@hotmail.com
05.05.2010 05:58:02
Mesajı:

Merhaba Batman , Merhaba Batmanliyiz..

Siteye hayran kaldım hayran kalmamak mümkün değil.. Siteniz hem içerik hemde güzellik bakamından bir numara.. Sizleri cani gönülden kutluyorum. Başarılarınızın devamini dilerim.. Hoşçakalın..


Yazan: Haberci
Haberci@batmanliyiz.net
01.05.2010 22:32:30
Mesajı: Selam! basta site sahibi ve ekibimize saygi ve sevgilerimi sunuyorum. Bu sitenin bu hale gelmesinde emegi gecen Muaz Beye tüm ekibimiz adina sükranlarimizi sunuyor, Allah iki cihanda da güzellikler nasip etsin diyorum. Calismalarinizdan dolayı gercekten sizleri kutluyorum. Allah'a emanet olun. Saygilar.!

Yazan: Patron
patronmuratcile@windowslive.com
25.04.2010 22:50:32
Mesajı:

Bu siteye girince kendimi çok mutlu hissediyor ve gerçeğin içinde görüyorum kendimi.Gerçekten harika bir site bunu yapanlar çok uğraşmış olmalı ama emeklerine değmiştir allah onlardan razı olsun.Ben şahsen bu siteyi çok sevdim harika bir kapsama sahip herşeyi içinde buluyorum.Doğru haber olsun farklı yazarlar olsun.gerçekten güzel olmuş bu site batmanı ve batmanlının büyüklüğünü gösteriyor bir kez daha.Başarınızın devamını diliyorum.


Yazan: By_Azat
admin@batmanliyiz.net
11.04.2010 16:20:54
Mesajı: Öncelikle bu siteye bunca emek vermek için gecesini gündüzüne katan web master kardeşimiz By_Kurd ve sitemizin sahibi Sayın Muaz ÇİLE ye bize bu fırsatı verdikleri için ve üstün çalışmalarından dolayı şükranlarımızı bildirir onlarla birlikte kadroda yer almaktan mutluluk duyuyorum.

Yazan: Muaz_Cile
info@batmanliyiz.net
11.04.2010 15:39:46
Mesajı:

Günümüzde internet tarihinin en faal ve ileriye yönelik olduğu ve insan oğlunun üzerinde maddi, manevi en etkili olduğu şu dönemde halkımıza bu yayın organı vasıtasıyla yardımcı olabileceksek ne mutlu bize. Sitemizin kuruluş gayesi olarak bilim ,Haber, Köşe yazıları, Şiir,Hkaye, Dini konular, dünya ve yöresel kategorilerde, Bilim v.s. ayrıca sitede yer alan müzik,film video ve diğer dallardaki halkımıza sunulan etkinlikler, Batmanın tarihi, İlçeleri,Çevresi Hasankayfin tanıtımı ve tarihi, daha nice konuları ele almak ilk hedefimizdir.

Sitemizin kadrosu en yakın zamanda tamamlanacak dolayısıyla elimizden gelen çabayı siz kardeşlerimizin de yardımlarıyla en mükemmel şekilde halkımıza hizmet verecektir. özellikle sizleden gelen istekler doğrultusunda merak edilen ve bizi en çok ilgilendiren konuları ele almaya çalışacağız. günlük vuku bulan olayları haberleri ve güncel yorumları değerlendirmeyi kendi bilgi ve becerimiz doğrultusunda sunmaya çalışacağız.

Özellikle bizi bu batıl çirkefinden kurtaracak dini konuları ve sizlerden merak edilip gelen konuları ele almaya çalışıp mümkün mertebe karanlıktan aydınlığa doğru ilerlemeye çalışacağız. Bu yayını organını en uygun şekilde yayınlamak hedefimizdfir.
Hasankeyfin katliamını durdurmak için (ki bence bu durum yani Güzelim Hasankeyfin tarihten silinmesini katliamdanda öte bir barbarlık olarak nitelendirmekteyiz.) sesimizi var gücümüzle tüm dünyaya duyurmaya çalışacağız. Bir hatamız veya eksikkliğimiz olduğu takdirde bizi uyarmanız bizi memnun eder.

Özellikle bu siteye bunca emek vermek için gecesini gündüzüne katan web master kardeşimiz By_Kurd ve sitemizin sahibi Sayın Muaz ÇİLE ye bize bu fırsatı verdiği için ve üstün çalışmalarından dolayı şükranlarımızı bildirir onunla birlikte kadroda yer alan arkadaşlarınıda başarılarının devamını dilerim.

Yönetim : Batmanliyiz.net



| Mesaj Oku | | Sende Yaz |
Google'da Ara
..Buraya Yaz..
İstatistikler Son 5 üyemiz :  alican
 asmmehmet
 peky
 emre_72
 rahmi_celik
  Bugün  : 1
Dün     : 2
  Onay bekleyen! : 1
- Engelliler : 0
-   Kayıtlı üye : 91
Aktif Üyeler
 Aktif üye yok..
Sitede aktif
Üye     : 0
Misafir  : 1
  Toplam : 1
Rekor   : 113 kişi 07.04.2010
IP No : 84.51.21.8 Site sayacı
Bugün Toplam : 119
----------------
Dün Toplam : 125
----------------
Genel Toplam : 23509
Forum Bilgileri SoN GirişLeR
By_Azat (369.dk Önce) peky (6772.dk Önce) muss (7089.dk Önce) emre_72 (12438.dk Önce) rahmi_celik (18596.dk Önce) uzun_ (25091.dk Önce) liamsi_815 (42176.dk Önce) zekeriya (42359.dk Önce) tuba_ozyavuz (462674.dk Önce) cavres (463281.dk Önce) En HızLıLaR
By_Azat (1701 Giriş)
Patron (123 Giriş)
muss (95 Giriş)
En CoK Konu
Prens - (54)
By_Azat - (49)
Murat_Cile - (22)
En CoK Cevap
By_Azat - (3)
By_Efsane - (3)
Cihat_Baba - (2)
En CoK PuaN
Prens - (83)
By_Azat - (5)
Muaz_Cile - (2)
Web tarayiciniz Java desteklemediginden dolayi bu bölümde yer alan animasyonumuzu göremiyorsunuz...
Java yükle
Gercuş

Gercüş: Nüfusu:8.451 Köy Sayısı:56 Köy Nüfüsu:23.543 Köy Altı Yerleşim Birim Sayısı:19 Toplam Nüfusu:31.994 Yüzölçümü:1.070 Km2 Belde Sayısı:2 Belediye Sayısı:3 Rakım:850 2000 Nüfus sayım sonuçlarına göre; ilçe merkezi 8.200, Kasabalar ve Köyler toplam nüfusu 22.000 dir. Nüfus yılda ortalama %.0,703 artmaktadır. Toplam Kadın sayısı 15.767, toplam erkek sayısı 16.227 dir. Nüfusun azımsanamayacak bir bölümü ilçe dışında yaşamaktadır. Göç yönelimi önce il merkezine ve sonra Mersin, Adana ve Ege bölgesine doğrudur. Halkın büyük bir bölümü şafi mezhebine mensuptur. Hıristiyan vatandaşlarımız 20-30 yıl kadar önce ilçemizden ayrılmışlardır ve göç yönelimi Avrupa ülkelerine doğru olmuştur. Ortalama 40 yaşının üstü vatandaşlarımızın özellikle kırsalda yaşayanların Türkçe yi konuşmakta zorlandıkları hatta azımsanamayacak bir bölümünün de konuşamadığı görülmektedir. İlçede Türkçenin yanında Kürtçe ve Arapça da konuşulmaktadır İlçe Merkezinde medyan yaş 20 dir diğer ilçeler ve il merkezine göre daha yaşlı bir nüfusa sahiptir.Köylerde cinsiyetler arasında medyan yaş farkı oldukça az olup,köylerdeki erkek nüfusun yarısı 16 ,kadın nüfusun yarısı 17 yaşından gençtir.

Gercuş
GERCÜŞ İSMİNİN KAYNAĞI Gercüş yöresindeki yerleşim yerlerine bakıldığında,genellikle ya kurucusunun ya yörede hüküm süren devletlerin hükümdarları ile ordu komutanlarının yada yakınlarında bulunan ırmak,dağ . .gibi coğrafi yerleri isim olarak almışlardır. Gercüş’ün de ismini bu şekilde almış olma olasılığı fazladır.Gercüş isminin menşei konusunda çeşitli rivayetler vardır.Bu konu ile ilgili ulaşılabilinen tek yazılı kaynak tarihte “Şügrin” “Selha”olarak geçen,bu gün Midyat’a bağlı bir köy olan Barıştepe’ dekiYakup Manastırı Tarihi adlı kitaptır Yakup Manastırı Tarihi’ne göre M.S.400 Yıllarında Şügrin yöneticisi olan “KEFERGEVSON”un bazı insanın ö1dürmek istemesiyle halkta oluşan tepki sonucu Şügrin’i terk etmek (kovulmak) zorunda kalıp, bu günkü Gercüş’ün bulunduğu yere gelerek yerleştiğidir.Kefergevson” olayı başka şekillerde de anlatılmaktadır.Buna göre:M.S.4O2Yıllarında Roma, Pers ordularının yaptıkları savaşta ordu komutanı olan “Kefergevson’un savaşta yenilmesi sonucu Gercüşe sürgün’e gönderildiğidir.Burada Roma-Pers tabirleri doğru değildir.Çüiıkü 395 Yılında Roma imparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle doğu bölümü Bizans adını almıştır.Pers İmparatorluğu ise M.O.550- 331 Yılları arasında hüküm sürmüştür.Kefergevson olayı ise MS.4OO Yıllarında gerçekleşmiştir.Bunun Bizans-Sasani olması gerekir. İster bazı insanlan öldürmek istemesi sonucu köyünden kovulan Keferevson olsun,ister savaş alanında yenildiğinden dolayı sürgüne gönderilen Kefergevson olsun,Gercüş isminin Kefergevson dan geldiği diğer rivayetlere göre daha ağır basmaktadır. Çünkü en azından bir yazılı kaynağa ve bu gün kullanılan ismiyle benzerlik göstermektedir.Gercüş isminin menşei üzerinde diğer bir rivayet ise “KEERCEVS” ceviz anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi,cevizin yetiştiği yer - lamında kullanılmaktadır.Bu rivayetle ilgili yazılı belge olmadığından doğrulamak yada yalanlamak pek mümkün değildir.Bu da halk arasında konuşulan bir rivayettir. Gercüş isminin menşei konusu çoğu ansiklopedi ve broşürde “ŞAHMAR”olarak geçer. “ ŞARMAR” isminin geçtiği kaynaklarda, bu ismin zamanında Gercüş’ün, Diyarbakır Şam ticaret yolu üzerinde bulunmasından dolayı verildiği rivayet edilmektedir.” Şahmar” isminin ticaret yolu geçtiği için almış olması pek mantıklı değil .Çünkü ticaret yolunun geçtiği için verilmiş olsaydı ,o zaman ticaretle ilgili bir ismin verilmesi daha mantıklı olurdu. ŞAH hükümdar,yöneten anlamında,”MAR”,yılan anlamında kullanılmaktadır.Buna göre “ŞARMAR” yılanların hükümdarı,kralı anlamına gelir.Bu ismin ticaretle hiçbir alakası yoktur. “ŞARMAR” Gercüş’te yaşayan ve iki kaya arasına sıkışarak ölen yılan efsanesinden gelmektedir.Bu isim sadece bir rivayet ve halk arasında konuşulan bilgilerden ibarettir.

YAKUP MANASTIRI TARİHİ ADLI KİTABIN GERCÜŞ İLE İLGİLİ BÖLÜMÜ Kefergevson olayı başka şekillerde de anlatılmaktadır. Buna göre M.S. 402 Yıllarında Roma, Pers ordularının yaptıkları savaşta ordu komutanı olan Kefergevsonun savaşta yenilmesi sonucu Gercüşe sürgüne gönderildiğidir. Burada Roma - Pers tabirleri doğru değildir. Çünkü 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesiyle doğu Bizans adını almıştır. Pers imparatorluğu ise M.Ö.550 - 331 Yılları arasında hüküm sürmüştür. Kefergevson olayı ise M.S. 400 Yıllarında gerçekleşmiştir. Bunun Bizans - Sasani olması gerekir İster bazı insanları öldürmek istemesi sonucu köyden kovulan Kefergevson olsun, ister savaş alanında yenildiğinden dolayı sürgüne gönderilen Kefergevson olsun, Gercüş isminin Kafergevson dan geldiği diğer rivayetlere göre daha ağır basmakta dır. Çünkü en azından bir yazılı kaynağa ve bu gün kullanılan ismiyle benzerlik göstermektedir.Gercüş isminin menşei üzerinde diğer bir rivayet ise"KEFERCEVS"tir."KEFER" yer, "CEVS";ceviz anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmış olup ceviz beldesi, cevizin yetiştiği yer anlamında kullanılmaktadır. Bu rivayetle ilgili yazılı belge olmadığından doğrulamak yada yalanlamak pek mümkün değil. Bu da halk arasında konuşulan bir rivayettir. Gercüş isminin menşei konusu çoğu ansiklopedi ve broşürde "ŞAHMAR" olarak geçer."ŞAHMAR"isminin geçtiği kaynaklarda, bu ismin zamanında Gercüşün, Diyarbakır Şam ticaret yolu üzerinde bulunmasından dolayı verildiği rivayet edilmektedir. "Şahmar" isminin ticaret yolu geçtiği için almış olması almış olması pek mantıklı değil. Çünkü ticaret yolunun geçtiği için verilmiş olsaydı, o zaman ticaretle ilgili bir ismin verilmesi daha mantıklı olurdu. ŞAH hükümdar, yöneten anlamında,"MAR", yılan anlamında kullanılmaktadır. Buna göre "ŞAHMAR"yılanların hükümdarı, kralı anlamına gelir. Bu ismin ticaretle hiç bir alakası yoktur."ŞAHMAR" Gercüşte yaşayan ve iki kaya arasında sıkışarak ölen yılan efsanesinden gelmektedir. Bu ismin sadece bir rivayet ve halk arasında konuşulan bilgilerden ibarettir.

GERCÜŞÜ MİDYAT'A BAĞLAYAN ALT GEÇİT Gercüşün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür.Gercüş Ovası, iklim, coğrafi konum, tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir. Gercüşün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsa da çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider.

Yakup Manastırı Tarihine göre Kefergevsonun M.S.400 yıllarında Gercüşe yerleştiği söylense de Gercüşün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüşün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerde sabittir. Bazı rivayetlere göre Gercüşün ilk kurulduğu yer M.Ö. 3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabatedir.Gire Tıhabatenin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında: Hisar kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında , Şarişe (Şerşe) M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuştur.

Ayrıca Kantardaki kaya resimleri Antalya Beldibindeki mağara resimleri benzerlik göstermektedir. Antalya Beldibinin Kabataş Devrinden (M.Ö.10000-8000)kaldığı göz önünde tutulursa, bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığı söylemek mümkündür.Gercüşünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurrilerin M.Ö.3000 yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur. Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fıratın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arsıydı. Hurrilerin M.Ö.3000 yıllarının sonlarında Subara Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya, Halep ve Suriyeye yayıldıkları M.Ö.13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö.7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarında da Şupriya adıyla söz edilir. TARİHÇE Gercüş’ün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir.Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür.

Gercüş ovası,ikliM,coğrafi konum,tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir. Gercüş’ün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsada çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider.Yakup Manastırı Tarihi’ne göre Kefergevson’ım M.S.400 yıllarında Gercüş’e yerleştiği söylense de Gercüş’ün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir.Bazı rivayetlere göre Gercüş’ün ilk kurulduğu yer MÖ.3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabste’dir. Gıre Tıhabate’nin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında Hisar Kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında, Şarişe (Şerşe) M.Ö.3000 yıl1arında kurulmuştur.Aynca Kantar’daki kaya resimleri Antalya Bel- dibindeki mağara resimlerı benzerlik göstermektedir.Antalya Beldibi’nin Kabataş Devrinden (M.O.10000-8000) kaldığı göz önünde tutulursa,bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığını söylemek mümkündür. Gercüş’ünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurriler’in ,M.Ö.3000 Yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur .Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fırat’ın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arasıydı. Hurriler’m MÖ. 3000 yıllarının sonlarında Subara Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya,Halep ve Suriye’ye yayıldıkları,buralarda Üstünlük sağladıkları anlaşılmaktadır.Hurriler’in yaşadıkları bu toprakları MÖ. 13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö 7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarındanda da “Şupriya” adıyla söz edilir. M.Ö. 1240 Yıllarında itibaren bölgeye egemen olan Asur Devleti, Gercüş’ünde içinde bulunduğu yöreye M.Ö. 744 Yıllarında üstünlük kurdu (Gercüş Ovasında yer alan “Zoravaya” adlı yörede bulunan Asurlulara ait Mühür ve tablet Mardin Müzesinde sergilenmektedir). Asur Devleti,III..Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu.

Kuzey ve Güney Mezopotamya,Suriye ve Filistin’e kadar yayılan Asur Devleti yıkılınca Medler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu.Orta Anadolu’ya kadar yayılmış olan Med Devleti’nin egemenliğine Pers Devleti son verdi.Pers İmparatoru I.Dareios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle İmparatorluk Merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre imparatorluk 23 büyük Satraplığa(Askeri Valiliğe ) ayrılırken, Gercüş’ünde içinde bulunduğu yöre büyük satraplığa bağlandı.Bu satraplığın sınırlan Batıda Kilikya’dan, Doğuda Habur Irmağına ,Kuzeyde Aras Satraplığı’na ve Güneyde Mısır’a dek uzanıyordu.Bölgeye hakim olan Büyük İskender’den sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi.M.S. 63 yıllarında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak , Part egemenliğine son verdikleri görülür.

Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında Iran yaylasından gelen Sasani askeri güçleriyle sık sık savaşmak zorunda kaldı.İki imparatorluk arasmda yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi.Bölge, Roma dünyasının 395’te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı Bizas-Sasani mücadelesine sahne olan bölge,7 .yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti.

Arap-İslam Kuvvetleri. Halife Ömer Döneminde (634-644) Bölgede başlayan İslam egemenliği, dört halife dönemini izleyen Emeviler döneminde de devam etti 750 Yıllarında yıkılan Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdanilerin egemenliği başladı . Hamdaniler’in kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990-1096) bölgede egemenlik kurdular.Mervaniler’in bölgeye hakim olduğu sıralarda ,Malazgirt’te Bizans Ordusu yenılıniş ve bu yenilgi sonucu direnme gücü ortadan kalkmıştı.

Bu durumda Türkler, Anadolu’da büyük toprak parçaları ele geçirmeye başladılar. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi.Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervaniler’in egemenliğindeydiler. Böylece Gercüş, Selçuklular’ın egemenliğine geçti. 1071 Malazgirt Savaşma katılan,Anadolu’da büyük toprak parçalarının alınmasmda ve Mervani egemenliğinin sona ermesinde büyük rol oynayan Artuk Bey’i , Fahr üd-Devle’nin Melikşah’a şikayet etmesi sonucu sultan ile araları bozuldu. Sultanla araları bozulan Artuk Bey, Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’un hizmetine girdi.Tutuş’un emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığınde kendisine Kudüs Valiliği verildi. Artuk Bey’in, 1091 Yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti.Artuk Beyin oğlu Sökmen ,Suriye Selçukluları adına Hasankeyfe egemenlik kuran Musa’nın öldürülmesi ile Hasankeyfi ele geçirdi.Böylece Hasankeyf Artuklu Devleti’nin temelleri atılmış oldu (1101- 1232).Hasankeyf Artukları dışında Mardin’de (1108-1408) ,Harput’ta (1185-1233) yılları arasında Artuklular hüküm sürmüşlerdir.

Suriye,Mısır ve Yemen’de güçlü bir devlet kuran Eyyübiler,gerek Mardin gerek e Hasankeyf Artuklular’ı ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 Yılında Eyyübiler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artuklular’ı tarih sahnesinden silinmiş,onların yerine Hasankeyf’te Eyyübiler Dönemi başlamış oldu. Moğollar doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol-İlhanlı egemenliği ni görmek mümkündür.Timur’un kazandığı başarılar bölgedeki devletlerin Timur’ım egemenliğini kabul etmeğe zorladı.Timur’dan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyyübi Devletlerinin mücadelesi baş gösterdi.

İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVL yüzyılın başlarında bölgeye hakim olurlar.Safeviler’in doğudaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı.Anadolu’nun doğu toprakları için Safevi-Osmanh mücadelesi başladı .1514 Yılında Çaldıran Savaşında Safevi güçlerini yenip Amasya’ya dönen Yavuz Sultan Selim ,İdris-i Bitlisi’yi Doğu Anadolu halkını Şah İsmail’e karşı ayaklandırmakla gorevlendirdi. İdris-i Bitlisi’nin faaliyetleri sonucu halk Safevilere karşı direnç gösterdi ve 1517 Yıllından yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX Yüzyılın başlarında Diyarbakır Vilayeti Mardin Sancağnıa bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş,30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 Mayıs 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte Bakanlar Kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batman’a bağlandı. Gercüş, halen Batman İline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır.

ASURLAR DÖNEMİNDEN KALMA MÜHÜR ve ASURLAR DÖNEMİNDEN KALMA TABLET Asurlar devleti, III. Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu. Kuzey ve Günez Mezopotamya. Suriye ve Filistine kadar yayılan Asur devleti tamamıyla yıkılınca Metler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu. Orta Anadoluya kadar yayılmış olan Met Devletinin egemensizliğine Pers Devleti son verdi.Pers İmparatoru I. Daraios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle imparatorluk, merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre İmparatorluk 23 Büyük Satraplığa (Askeri Valiliğe) ayrılırken, Gercüşün de içinde bulunduğu Yöre Büyük Satraplığa bağlandı. Bu Satraplığın sınırları Batıda Kilikyadan, Doğudan Habur ırmağına, Kuzeyden Aras Sapraplığına ve Güneyden Mısıra dek uzanıyordu. Bölgeye hakim olan Büyük İskenderden sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi. M.S. 63 yılında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak Part egemenliğine son verdikleri görülür. Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında İran yaylasından gelen sasani askeri güçleri ile sık sık savaşmak zorunda kaldı. İki imparatorluk arasında yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi. Bölge, Roma dünyasının 395 te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğugnun sınırları içinde kaldı. Bizans - Sasani mücadelesinde sahne olan bölge, 7. yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti:

Arap - İslam Kuvvetleri. Halife Ömer döneminde (634 - 644) bölgede başlayan İslam egemenliği dört halife dönemini izleyen emeviler döneminde de devam etti. 750 yıllarında yıkılan , Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdanilerin eğemenliği başladı. Hamdanilerin kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990 - 1096) bölgede egemenlik kurdular. Mervanilerin bölgeye hakim olduğu sıralarda, Malazgirtte Bizans ordusu yenilmiş ve bu yenilgi gücü ortadan kalkmıştı. Bu durumda Türkler Anadoluda büyük toprak parçaları ele geçirmeye başladılar. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi. Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervanilerin egemenliğine son verdiler.

Böylece Gercüş Selçukluların egemenliğine geçti.1071 Malazgirt savaşına katılan, Anadoluda büyük toprak parçaları alınmasında ve Mervani egemenliğine son verilmesinde büyük rol oynayan Artuk Beyi, Fahr üd Devlenin Melihşaha şikayet etmeye sonucu sultan ile arası bozuldu. Sultanla arası bozulan Artuk bey, Suriye Selçuklu sultanının Tutuşun hizmetine girdi. Tutuşun emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığında Kudis valiliği verildi. Artuk Beyin, 1091 yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti. Artuk Beyin oğlu Sökmen Suriye Selçukluların adına Hasankeyfe egemenlik kuran Musanın öldürülmesi ile Hasankeyfi ele geçirdi. Böylece Hasankeyf Artuklu Devletinin temelleri atılmış oldu. (1101 - 1132). Hasankeyf Artukluların dışında Mardinde (1108 - 1408), Harputa (1185 - 1233) yılları arasında Artuklular Hüküm sürmüşlerdir. Suriye, Mısır ve Yemende güçlü bir devlet kuran Eyübiler, gerek Mardin gerekse Hasankeyf Artukluları ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 yılında Eyübüler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artukluları tarihçesinden silinmiş, olanların yerine Hasankeyfte Eyübüler dönemi başlamış oldu.Moğulların doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol - İlhanlı egemenliğini görmek mümkündür. Timurun kazandığı başarılar bölgedeki devletlerin Timurun eğemenliğini kabul etmeğe zorladı. Timurdan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyübi Devletinin mücadelesi baş gösterdi.

İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVI. yüzyılın başlarında bölgeye hakim oldular. Sefevilerin doğadaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı. Anadolunun doğu toprakları için Sefevi - Osmanlı mücadelesi başladı 1514 yılında Çaldıran savaşında Sefevi güçlerini yenip Amasyaya dönen Yavuz Sultan Selim, İdrisi Bitlisiyi doğu anadolu halkını Şah İsmaile karşı ayaklandırmakla görevlendirdi. İdris-i Bitlisinin faaliyetleri sonucu halk Sefevilere karşı direnç gösterdi ve 1517 yılında yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX. yüzyılın başlarında Diyarbakır, Mardin sancağına bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş, 30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 MAYIS 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte bakanlar kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batmana bağlandı. Gercüş, halen Batman iline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır. 10 Mayıs 1926 yılına kadar Midyat ilçesine bağlı bir köy iken; bu tarihten sonra ilçe statüsüne kavuşmuştur. Gercüş adının ceviz memleketi anlamına geldiği sanılmaktadır.Önceleri Diyarbakırdan Şama giden yol buradan geçtiği için eski adının Şahmar olduğu söylenmekte dir. İlçeye bağlı Hisar, Arıca, Kırkat ve Yamanlar gibi tarihi M.Ö. sine dayanan yerleşim yerleri mevcuttur.Tarihi ile ilgili fazlaca yazılı bilgi ve belge mevcut değildir.18.07.1987 günü Batmanın il olması ile birlikte Batmana bağlanmıştır.

Gercuş
COĞRAFİ YAPISI İlçe, Mardin-Midyat eşiği denilen 1100—1200 m yükseklikteki dağların kuzey eteğinde, etrafı dağlarla çevrili 850 rakımlı bir platoda kuruludur. Güneyinde Midyat, kuzeyinde Hasankeyf, doğusunda Dargeçit, batısında Savur ve Bismil ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezi Batman iline 59 km mesafededir. Yüzölçümü 1070 km2 dir. Nüfus Yoğunluğu km2 ye 26 kişidir. Ortalama sıcaklığı 20 C dir. Yaz aylarında sıcaklık 37—40 C ye kadar çıkar. Kış sıcaklıkları ise 2-6 C arasında değişmektedir. Yıllık ortalama yağışlı gün sayısı 90 olup m2 ortalama 500-600 kg yağış düşmektedir. İlçede karasal iklim hüküm sürmektedir. 

NÜFUSU 2000 Nüfus sayım sonuçlarına göre; ilçe merkezi 8.200, Kasabalar ve Köyler toplam nüfusu 22.000 dir. Nüfus yılda ortalama %.O,703 artmaktadır. Toplam Kadın sayısı 15.767, toplam erkek sayısı 16.227 dir. Nüfusun azımsanamayacak bir bölümü ilçe dışında yaşamaktadır. Göç yönelimi önce il merkezine ve sonra Mersin, Adana ve Ege bölgesine doğrudur. Halkın büyük bir bölümü şafi mezhebine mensuptur. Hıristiyan vatandaşlarımız 20-30 yıl kadar önce ilçemizden ayrılmışlardır ve göç yönetimi Avrupa ülkelerine doğru olmuştur. Ortalama 40 yaşının üstü vatandaşlarımızın özellikle kırsalda yaşayanların Türkçe yi konuşmakta zorlandıkları hatta azımsanamayacak bir bölümünün de konuşamadığı görülmektedir. İlçede Türkçe’nin yanında Kürtçe ve Arapça da konuşulmaktadır

Gercuş
SOSYAL DURUMU Ataerkil geniş aile yapısı etkisini sürdürmektedir. Sosyal dayanışma anlayışı zayıflamaya başlamıştır. Çok eşlilik ve çok çocukluluk kültürü etkisini sürdürmektedir. Kadının sosyal ve medeni değerlerden aldığı pay çok düşüktür. Kadın sosyal ve ekonomik hayatın içine girememektedir. Geleneklerin sosyal baskısı bireysel düzlemde hissedilmektedir. Bunların bir kısmı aileleri ve bireyleri ciddi yük altında bırakabilmektedir. Şeyhlik, ağalık, aşiret reisliği gibi kavramlar önemini yavaş yavaş yitiriyor gibi görünse de etkisini hala muhafaza etmektedir. Genç nüfusun enedisini boşaltabileceği sosyal kültürel alanlar mevcut değildir. Bu gençlerin yanlış yollara sapmalarına yardımcı olacak bir atmosfer yaratmaktadır. İlçede yüksekokul mezunu azımsanamayacak kadar çoktur. Ancak bunların çok az bir kısmı ilçeye dönüş yapmışlardır. Kadınlarda okuma- yazma hatta Türkçeyi kullanma oranı düşüktür. İlçemizde kişi başına 0.04 gazete düşmektedir

Gercuş
EKONOMİK DURUM Genel olarak ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak sulanabilir alanların darlığı ve su kaynaklarının yetersizliği nedeni ile bu sektörlerdeki üretim günlük hane ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Uzüm, Buğday, Arpa, mercimek, nohut, sebze yetiştırilmektedir. Çeşitli iş kollarında 262 adet küçük esnaf mevcuttur. İşletme büyüklüklerine ulaşmış işyeri mevcut değildir. Sanayi kuruluşu bulunmamaktadır. Ortalama gelir seviyesi Türkiye ortalamasının çok altındadır. Nüfusun ciddi bir bölümü mevsimlik işçi olarak dışarı gitmektedir. Hanelerin çok nüfuslu oluşu ise geçimi zorlaştıran başlıca etmenlerdendir. Gercüş İlçesi, 1.062.400 dekar arazi varlığına sahiptir. Bunun 117.100 dekarı tarıma elverişli arazi, 762.725 dekarı tarıma elverişsiz arazi, 120.320 dekarı orman arazisi, 62.240 dekarı mezradır. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan alan toplam arazinin %l6.88 idir 19.120 dekar alanda üzüm, 6.667dekar alanda sebze, 39.500 dekar alanda buğday, 16.000 dekar alanda arpa, 16.000 dekar alanda mercimek, 110 dekar alanda pirinç yetiştirilmektedir. 1500 adet yerli 20 adet kültür ırkı olmak üzere toplam 1520 adet büyükbaş hayvan ve 2900 adet yük ve binek hayvanı; 7500 adet koyun, 10000 adet keçi olmak üzere toplam 17500 adet küçükbaş hayvan; 21000 adet tavuk, 3000 adet hindi, 2000 adet kaz-ördek olmak üzere toplam 26000 adet kümes hayvanı; 600 adet eski ve 850 adet yeni olmak üzere toplam 1450 adet arı kovanı bulunmaktadır

Gercuş
İDARİ DURUM İlçede Malmüdürlüğü, Nüfus Müdürlüğü, Müftülük, Milli Eğitim müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezi, tapu Sicil Müdürlüğü, Özel İdare Müdürlüğü, Emniyet Amirliği, Jandarma Komutanlığı, Kütüphane Memurluğu, Tarım Müdürlüğü, Sağlık Grup Başkanlığı, Adliye, Ziraat Bankası, Posta İşletmesi, Telekom Şefliği, Tedaş- Şefliği, Köy Hizmetleri Şantiyesi ve meteoroloji istasyonu hizmet vermektedir. Kadastro teşkilatı ise mevcut değildir. İdari yapılanmada teknik donanım eksikliği ve hizmet binalarının bakımsızlığı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.İdari işleyişteki en ciddi sorun ise yerli personel istihdamı ve kadroların vekaleten doldurulmuş olmasıdır. İlçede ve belki bölgede geri kalmışlığın en ciddi nedenlerinden biri atalet olarak gözlenmektedir. Bu yaşam biçimi kamu personeline de yansımış bulunduğundan idari işlerde yavaşlık, işleri ve sorunu öteleme anlayışı gözlenmektedir


Üye Girişi
Ziyaretçi defterine yaz
tr    en    de
( TR )
Kullanıcı : 
Şifre : 
Güvenlik : 329228            
Güvenlik : 
Hatırla :  Gizli : 
                
Köşe Yazıları

Köşe Yazarı

Hülya ALKAN

Türkler ve Kürtler eşit mi?

Köşe Yazarı

Muaz ÇİLE

KÜRDÜN HAL ve GİDİŞİ

Köşe Yazarı

M.Kemal ÇELİK

Sevdiklerine bıraktıkları tek şey 'Onurları' oldu

Köşe Yazarı

Hayrettin ÖZTEKİN

Bir Ezgiyle Aşkı Anlatmak

Köşe Yazarı

Latif EPÖZDEMİR

Kürt Sorunu: Doğru Tanım Adil Çözüm

Köşe Yazarı

M.Nûreddîn YEKTA

Kürdler Türkün dostudur ya Türkler?
Canlı Tv izle
Batman Galery
Döviz Kuru  Döviz Alış
  1 EUR : 1.9179 T L.
  1 USD : 1.5033 T L.

 Döviz Satış
  1 EUR : 1.9272 T L.
  1 USD : 1.5106 T L. En Sevilenler  Dosyalar:

 Yazılar:
Takvim
« Ağu Eylül
Pz Sl Çs Cm Ct Pa
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
Tarihte 8 Eylül günü 0 olay var, Detaylar..